Nakit akışı tamamen tükendi ve milyarlarca dolarlık kira borçlarını ödeyemez hale geldi.
Çünkü uzun vadeli pahalı bina kiralayıp, kısa vadeli ucuza kiralama yaparak her ay devasa zarar ediyordu (Bozuk Birim Ekonomisi).
SoftBank'ten gelen devasa fonlamayla kârlılığa değil, ne pahasına olursa olsun pazar payı kapmaya odaklanıldı.
Çünkü kurucu Adam Neumann şirkette mutlak oy hakkına sahipti ve onu denetleyecek bağımsız bir kurumsal mekanizma yoktu.
Silikon Vadisi'nin 'Dahi Kurucu' mitine körü körüne inanan yatırımcıların rasyonel denetim ve yönetişim (governance) ilkelerini tamamen terk etmesi.
WeWork'ün çöküşü, Silikon Vadisi'nin 'büyüme fetişizminin' (growth at all costs) ve bedava para döneminin en dramatik sonucudur. Temelde WeWork, uzun vadeli (örneğin 15 yıllık) ticari gayrimenkul kiralayan, içini havalı mobilyalar ve fıçı bira ile süsleyip, bunları kısa vadeli (aylık) olarak startup'lara ve freelancer'lara kiralayan klasik bir arbitraj şirketiydi. Ancak kurucu Adam Neumann, olağanüstü bir hikaye anlatıcısıydı. Şirketi yatırımcılara 'ofis kiralayan bir emlak şirketi' olarak değil, 'dünyanın bilincini yükseltecek', 'fiziksel bir sosyal ağ' kuran bir teknoloji şirketi olarak pazarladı.
Bu illüzyonun en büyük alıcısı, Masayoshi Son liderliğindeki SoftBank oldu. SoftBank'in Vision Fund'ı, WeWork'e 10 milyar dolardan fazla para akıttı. Neumann'a verilen mesaj netti: 'Daha hızlı büyü, ne pahasına olursa olsun pazar payı kap.' WeWork, dünyadaki en pahalı binaları zararına kiralıyor, rakiplerini batırmak için aylarca bedava ofis dağıtıyordu. Şirket 2018 yılında 1.8 milyar dolar gelir elde ederken, 1.9 milyar dolar zarar ediyordu. Yani kazandığı her 1 dolar için 2 dolar harcıyordu.
Adam Neumann'ın şirketi bir kişisel banka gibi kullanması çöküşün katalizörü oldu. Neumann, kendi şahsi parasıyla binalar satın alıyor ve bunları CEO'su olduğu WeWork'e milyonlarca dolara geri kiralıyordu. Daha da kötüsü, şirket ismini 'We' olarak değiştirdiğinde, 'We' kelimesinin isim hakkını kendi şirketine tam 5.9 milyon dolara sattı. Özel jetlerde uyuşturucu partileri, çalışanlara yapılan zorbalıklar ve eşi Rebekah Neumann'ın 'enerjisini beğenmediği' için insanları işten çıkarması şirketteki toksik kültürü zirveye taşıdı.
Kıyamet, Ağustos 2019'da şirketin halka arz (IPO) için mecburen yayımlamak zorunda kaldığı S-1 belgesiyle koptu. Belge, teknoloji dünyasının gördüğü en absürt finansal dokümanlardan biriydi. Zararları gizlemek için 'Community Adjusted EBITDA' (Topluluk Düzeltmeli FAVÖK) adında tamamen uydurma, hiçbir finansal geçerliliği olmayan bir metrik yaratmışlardı. Belgede 'teknoloji' kelimesi 110 kez, 'enerji' ve 'bilinç' kelimeleri onlarca kez geçerken, kârlılığa dair gerçekçi bir yol haritası yoktu. Kurumsal yönetişim (corporate governance) tamamen Neumann'ın eline bırakılmıştı; o ölürse yerine kimin geçeceğini eşi belirleyecekti.
Wall Street analistleri ve basın belgeyi lime lime etti. Birkaç gün içinde 47 milyar dolarlık o devasa değerleme bir illüzyon gibi buharlaştı. Halka arz iptal edildi, yatırımcılar paniğe kapıldı. Şirketi iflastan kurtarmak için SoftBank kontrolü ele aldı, binlerce çalışan işten çıkarıldı. Ancak Neumann, 'Altın Paraşüt' adı verilen bir ayrılık paketiyle milyarder olarak şirketten ayrıldı. Kalan yatırımcılar ve çalışanlar ise devasa bir enkazla baş başa kaldı. WeWork nihayetinde Kasım 2023'te resmen iflas korumasına (Chapter 11) başvurdu.
Yorumlar ve Tartışma