Cebinizdeki Dolar, Euro, Türk Lirası veya Yen... Bunların tamamı "Fiat" paradır. Fiat kelimesi Latince'de "Öyle olsun" veya "Kararname" anlamına gelir. Yani devlet bir kağıt parçasına basarak "Bu 100 değerindedir" der ve öyle olur.
1971 yılına kadar ABD Doları doğrudan altına endeksliydi. (Bretton Woods sistemi). 35 ABD Doları her zaman 1 ons altına eşitti. Yani devlet kafasına göre sınırsız dolar basamazdı; kasasındaki altın kadar basabilirdi. O dönemdeki paralar, birer "borç senedi" değil, kasadaki altının birer makbuzuydu.
1971'de Başkan Nixon "Altın standardını" iptal ettiğinden beri dünya fiat para sistemiyle işlemektedir. Devletler veya Merkez Bankaları, herhangi bir karşılık (altın vb.) göstermeksizin istedikleri kadar para basabilirler (Para Arzı - Money Supply). Sınırsız basılabilen her şeyin değeri matematiksel olarak düşmeye mahkumdur. İşte bu "gizli vergi"ye Enflasyon denir.
Zenginlerin nakit para yerine sürekli gayrimenkul, hisse senedi veya Bitcoin gibi "Sınırlı/Üretimi Zor Varlıklara" (Hard Assets) yatırım yapmasının temel sebebi, Fiat paranın zamanla eriyen bir buz küpü olduğunu bilmeleridir.
Bir şirketin elde ettiği net kârın belirli bir kısmını hissedarlarına (ortaklarına) nakit olarak dağıtmasıdır.
Sahip olunmayan bir hisse senedini ödünç alıp satarak, fiyat düştüğünde daha ucuza yerine koyma ve aradaki farktan kâr etme stratejisi.
Hem anaparanın hem de önceki dönemlerde kazanılmış olan faizlerin üzerinden hesaplanan faizdir. "Faizin faiz getirmesi" olarak bilinir.
Yorumlar ve Tartışma